Kırık Dişlere veya Kırık Düşlere

12/1/2009 - Redif

Kategori: Kisa Kisa
Aruz arzulardı benimkisi lakin elde kalan hep redifti;
Uyak gibi yapıp bir türlü uymayan, uyuşamayan hani
Şiirler de böyleydi, böylesi daha güzeldi, daha haki
Turkuaz bir çeşit derinlikti, derinlik derdimdi, derdimse koyu mavi.
Yüzme bilmeden dalgıçtım ya da çok dalgındım belki
Aniden su yüzüne çıkmamam gerekirdi,
Bu vurgunlar bana sahibinden, ihtiyaçtan hediyeydi.
Daha kötüsü daldığımda yazdı, çıktığımda çoktan kış gelmişti. 
Dışardaydım, etraf karbeyazdı, ayaza çalan soğuk gibi.
Zaten kar hep soğuktu, soğuksa hep beyaz sanki...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/11/2008 - İletilmiş Bir İleti

Kategori: Kisa Kisa
Yolladığım bir maili bloğumda paylaşmak istedim.

Biraz baktım programa.. Bu çocuklar bu cümleleri kurmayı kimden öğreniyorlar? Neden herkes tek tipleşiyor? Ve dahası neden bu konuları düşünüyorlar, bilemedim. Yersiz yersiz alkışlamalarına ise hiç girmeyeceğim. Okurken de huzursuzdum gençliğimizden, şimdi de öyleyim. Yine de ne çıkarsa oralardan çıkacak ama sistem otomatik canavarlar yaratıyor; beyinsiz ve tek tip. Beğenmediğim bu gençlikten beni ayıran belirgin birşey var mı bilmiyorum ama geldiğim şu noktada görüyorum ki ben onlardan biri değilim. Olsaydım sana burada bu lafları anlatmaya çalışmak yerine ilgiyle o programı izler ve ertesi gün görüşeceğim arkadaşlarım için konuşacak malzemeler toplardım. Oysa benim için herşey bir malzeme ve benim ertesi gün konuşacak arkadaşım yok:

Yolda yürürken yanımdan geçen adamın ensesinden sana bir hikaye uydurabilirim. Hemen sağımda dilenen kadının aslında çok mutlu-mesut bir hayatı olduğuna seni inandırabilir ve bu yalanda ısrar ederken çarpıştığım adamın gittiği yerle ilgili ısrarcı tahminlerde bulunabilirim. Tahminle kalmaz o adamı takip eder, eğer benim düşündüğüm yere gitmiyorsa hemen yönümü değiştirip bir taksicinin kornası ile taciz edilebilirim. El ele tutuşmuş gençlerin ağızlarına kelimeler uydurup birbirine düşürebilir ve mutlulukla sana çok sevdiğim bir filmi kendim çekseydim nasıl olurdu diye anlatabilirim. Müzisyenlere duyduğum kinin aslında müziğe karşı olan yeteneksizliğimden ileri geldiğini alt benliğime istemeden de olsa kabul ettirdikten sonra, sevdiğim bir şarkının sözlerini yalan yanlış kulağına fısıldar ve sonuna şarkıda olsun olmasın "seni seviyorum" ekleyebilirim. Pastanede oturanlarla hastanede yatanların ortak yönlerini bir bir sayar ve sevdiğim bir mezarlığa seni gezmeye götürebilirim. Hızlı matematik hesapları yaparak ölülerin yaşlarını hesaplar "ah ne kadar da gençmiş", "zaten yeterince yaşamış" , "tam da ortasındaymış ömrün" gibi cümleler kurabilirim. Bu esnada sen yanımda olabilir ve hayal gücümün bizi(bu ilk bizli cümlem!!) iteledği bu trajedinin tam ortasında umarsızca gülerek "ben de seni" diyebilirsin. Ben uzun uzun "ben de seni" cümlesinin altında ki samimiyetini tartarken gözlerinde gördüğüm samimiyete kendimi kaptırıp, yavaş yavaş adımlarımızı senkronlayabilirim. Bu uyumun bizi getirdiği yeni yeri önemsemeden yoldan geçen insanların az sonra evlerine gittiğinde neler yaşayacakları ile ilgili tahminlerde bulunur ve biz de bir evde yaşasak neler olur diye seninle iddiaya tutuşabilirim. Her iddiayı kaybettiğim gibi onu da kaybedebilir ve iddiayı sen kazandığın için senden daha çok sevinebilirim... ... ... Böylece uzayıp giden hayal gücümün bana gösterdiği hayallerden şimdi sıyrılıp gerçeğe döndüğümde uykumun gelmiş olduğunu ve artık yatma zamanının geldiğini anlıyorum. Rüyamda göreceğim güzel şeyleri bu mesajın iyimserliğine yorup, sabaha bir gülümsemeyle başlamayı deneyeceğim.

Aslını istersen canım hiç olmadığı kadar çok sıkılıyor ve bunları o yüzden yazıyorum. Yine de sonuna kadar direniyorum ve hayatın beni getirdiği yere iyimserlikle bakıyorum. Banane diyeceğini ve yukarda yazdıklarımın seni zerre kadar ilgilendirmeyeceğini bilsem de bu satırları yazmaya devam ediyor ve uzun zaman sonra sana iyi geceler diliyorum.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/6/2008 - Musallat

Kategori: Kisa Kisa
"Kendine kadrajlardan bir kadraj beğen" dedi bir dış ses içinden ve "o seçtiğin kadrajda ölümlerden bir ölüm beğen" dedi iç ses dışından. İkisinin de aynı filmin sesi olması beni şaşırtmamıştı sevgili okur ve "benim hiç sevgilim olmadı, sevgilim olur muydun sevgili okur?" dedim içli içli dışımdan. Filmdeki gencin ölümü için seçtiği kadrajın hep sevdiğini beklediği yerin bel ölçeğinden çekimi olduğunu biliyor muydun sevgilim okur? Son kadrajda gencin yüzünün hüznünü göstermek istiyordu yönetmen. Bir sır paylaştım seninle, artık sevgiliyiz okur.

Bir caminin musalla taşına musallat olmuştum, boka musallat olmuş sinek gibi. Çevresinde dönüp duruyordum, sahiplenmiştim onu. O kadar yalnızdı ki "artık sevgilim okur", ne bileyim benimsedim işte. Anla beni, o biçim bir yalnızlık sevgilim sevgili okur.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/1/2008 - İtiraf

Kategori: Kisa Kisa
Dostlarım, uzun zamandır yanlızım. Biliyorum yanlız değil yalnız olacak ama ben de bir yerlerde yanılmış olamaz mıyım? Belki de yanıldığım için yalnızımdır, o yüzden yanlızım ben, doğrusu bu.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/12/2007 - Kader

Kategori: Kisa Kisa
Evrenin tam ortasında bulunan bir gezegeninin, tam ortasında bulunan bir ülkesinin, tam ortasında bulunan bir şehrinin, tam ortasından geçen bir yolunun, tam ortasında duran bir adam, paltosunun yakasını yukarı doğru kaldırıp, boynunu biraz içeri çekerek kendini rüzgâra karşı savunmaya çalışıyordu. Son terk edilişinden bu yana tam 30 saniye geçmişti ama artık kendini o kadar da kötü hissetmiyordu. Adı neydi ki? “Bilmem” diye düşündü. Bu arada birkaç saniye daha geçmişti. Bundan önceki unutma rekoru 45 saniyeydi, bu 32-33 saniye sürmüştü. “İşte bu iyi” diye düşündü, sevindi. Kadının onu terkettiği yerde duruyordu hala. Yeni aldığı ayak kapları ayağını sıkıyordu biraz, özellikle sağ ayağını. Bu yüzden olsa gerek sağ ayağını havaya kaldırıp etrafına bakınmaya başladı. Ayağının havada olduğunu fark eden ilk kadının peşine takılacaktı. Bu arada da onun kadını fark edebilmesi gerekecekti. Bu yüzden etrafına hızlı hızlı, hiçbir şeyi kaçırmadan bakmaya çalışıyordu. Adam ön tarafa doğru baktığı sırada tam arkasında bulunan bir kadın ona doğru dikkatlice baktı. Aynı anda adamın baktığı yerden doğru gelen bir kadın da adama baktı. Adam “işte” dedi, ikinci kadının peşine takıldı. İşte buna “KADER” diyorduk…
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kimi zaman meczup kimi zaman mahcup olan adamın yine de her derde deva olmaya çalışan bastırılmış duygularını iyice çamaşır suyuna basdıktan sonra "Ayşe Teyze cıırrtt" sloganındaki Ayşe teyzeyi ve bütün ortayaş üstü boyanmış sarı kafalı teyzeleri camdan atmak için can atan tek dişi kalmış egoism ile birleşmesinden çıkan, bilinçaltında onca canavar besleyen, hayatında karışık pizza ve lahana yememiş, organik ve inorganik bileşiklerin oluşturduğu, ruhu çoktan yerle yeksan olan katı kalpli bileşik.

Kategoriler

Arkadaşlarım

. .